Türkiye Metafizik Merkezi
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL PAYLAŞIM

TAVSİYE...

İranTehlikesi.com

Osmanlı Tarikat Bağı - Metafizik Darbe Planları ve Günümüz!

Osmanlı Tarikat Bağı - Metafizik Darbe Planları ve Günümüz!

Tarih 18 Kasım 2015, 16:49 Editör

Bir Dava Işığında Osmanlı Tarikat Bağı ve Metafiziksel konularıda içeren günümüze bir bakış..


Bu yazı 18 Kasım 2015 tarihinde www.metafizikmerkez.org adresinde yayınlanmıştır. Okurken yazılma tarihininde farkında olarak okumanızı tavsiye ederiz..

Yeni yayına aldığımız web sitemizin ve metafizikmerkez.org kardeş sitelerimizin kategorilerine binaen, beş senedir içimize dönüp kendimizi geliştirdiğimizin ve davamızdan vazgeçmediğimizin bir nişanesi olarak güncel meseleler üzerine birşeyler söylemek icap etti, birazını yazıya dökelim dedik.. Uzun olabilir şimdiden sabır diliyorum.. Kitap düşüncelerimizde bir kenarda dursun.. Bazen soruluyor bize, bu bilgileri derlerken elbette metafizik kaynaklarıda kullanıyoruz ve sağlamalarını yapıp işliyoruz... Ülke olarak bugünlere gelişimize elbette birçok yönden bakabiliriz, lakin birde özetçe bu yönlerden baksak, nasıl olur?

 "Söylesem tesiri yok; Sussam gönül razı değil.." Fuzuli

 Ya Allah Bismillah

           Ortadoğu'dan tutun Doğu Türkistan'a, Arakan'a bir ateş sarmış durumda. Bu ateşimsi düşmanın ülkeler ile bir derdinin olmadığı aşikar.. Derdi kini İslamiyet ile.. Bu kinlerini en son Çanakkale'de kusmuşlardı ama başaramadılar.. Bu düşman güruhu yeni plan-projeler kurup, Çanakkale'den günümüze kadar ise dini, siyasi, kültürel, ekonomik v.b. gibi birçok alanda dinamiklerimize saldırmaya başladılar..

 Çanakkale Ruhu, iman gücüydü... Bu iman gücünü bertaraf edemedikçe, Çanakkale Ruhu düşmeyecekti.

Plan ve projeler artık bu yönde atılmaya başlanmıştı..

Ağaç Yaş İken Eğilir

 Bizi İslam'ın gerçek uhreviyatından koparmak için, planlar projeler hazırladılar, iç maşaları ile uygulamaya koydular..

 Sağ sol, siyaset deyip kırdırdılar, ırk ve mezhepler üzerinden kutuplaştırdılar; Peygamberimizin "İslam güzel ahlaktır." sözünün zıddını kara kutu lağım TV kanalları ile ahlaksızlığı, rezilliği servis ettiler; Parayı öyle bir yere yerleştirdiler ki, para için yapılmayan kalmadı..

 Gençlik, çağdaşlık adı altında rezil televole kültürü [5] ile adeta maneviyattan koparıldı. Ne için bu dünyaya geldiğini düşünemeyen zombimsi varlıklar haline getirildi. Dine karşı öğretilerin hakim olduğu ideolojik görüşler, içi boş kahramanlık öyküleri ile makyajlar yapılarak yedirilmeye çalışıldı, nitekim gezi olaylarında bu açıkça görüldü.. Okumuş, yani toplum gözünde kültürlü genç bireylerimizi "maneviyatsız cahil kültürlü" yapmak için, öğrencilerin üzerinde plan projelerini sıklaştırdılar vs... Bu ve benzeri cümleleri hep söyledik, söyleyeceğiz.

 Evet, bu şeytani sistem "maneviyatsız" herkesi kullanmaktaydı.. Gençlerde doğal olan enerjinin getirisi ile de her ihanetvari eylemde gençler ön planda olacaktı, oluyor da..

 Konunun özeti; Gençlik üzerinde ki manevi boşluğu doldurmada olumlu yaptırımlara önem vermeliyiz. Dış mihrakların kanallarını tıkamalıyız..

 

İslam'sız İslam'ı Oluşturmak İstiyorlar

 

Yeri geldiğinde gizli-açık AB fonları ile desteklenen, ülkemizde ekranlara çıkarılan veya bu yönde çalışan birçok yayınevi, dernek, vakıf ehli sünnet dışı bir çok hoca müsveddesi ile kafalar karıştırılıp, Müslümanları Peygamberimizden uzaklaştırmaya, kendi istedikleri Kur'an anlayışını aşılamaya ve bunu yaptıklarında ise bizlerin otomatikman gerçek Kuran'dan ayrılacaklarını iyi analiz eden dış mihraklar, bu yönde Siyonizm ve Vatikan projelerini halen aşamalı olarak uygulamakta, dediğimiz gibi bir çok vakıf-dernek-kuruluşlar menfi çalışmalarına aktif olarak devam etmektedir.

 

Bu konuda şeytani sistem kar topunu tepeden bırakmakta, kibirlenen, cahilliğine yenik düşenler ise o kar topuna kapılıp gitmektedirler. Bunlar da farkında olmadan gönüllü olarak bu şer sisteme hizmet etmekteler.. Örneğin son günlerde gündeme gelen bir camii imamı dahi kürsüden İslam'ın temel saydığı bazı inançlarımıza hurafe, bidat diyecek kadar hainliğini bir Diyanet görevlisi olarak sergilemekteydi. Bu imamdan daha beterleri, profesör sıfatlı sapkınlar var.. Şeytan ve avenelerinin fazla mesai harcadıkları açık..

 

"Ümmetim hakkında en çok korktuğum kimseler, ağzı güzel laf yapan münafıklardır." (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/44)

 

www.reddiyeler.com Bazılarını bulabilirsiniz.. Bunlar Kuran ayetlerini çarpıtanlar, sünneti seniyyeye düşmanlık edenler, mezhep düşmanları, diyalogcular, tasavvuf düşmanları, selefi, vehabi vs. gibi kendi içlerinde ayrılırlar..

 

Lağım mason Tv kanalları sözde irtica ile uğraşırken, Hıristiyan misyonerliğinin önünün açılmasını, stratejik illerde "Diyalog" sempozyumları düzenlenmesini, yeni kiliseler açılması gibi gerçekleri de ayrıca not düşüyoruz.. 

 

Osmanlı medrese usulü ilim tedrisatına devam eden hak tarikatlar, bu sapkın, devşirilmiş, satılık, truva atı ve din tahripçilerinin karşısında kale gibi durmaktadır.. Tarikatlar kısmına girerken, Osmanlı'dan bahsetmek olmaz..

 

Osmanlı ve Tarikat

 

Şeytani sistem elbette Osmanlı tarihi içinde dezene çalışmaları yapmakta. En önemli noktalardan biri ise Osmanlı ve Tarikat gerçeğine el atmaktalar, bu iki kavram etle tırnak gibi.. Osmanlı tarihini okursanız ve Osmanlı'nın maneviyatından bahsedecekseniz tarikatsız bir Osmanlı'yı yad etmek haksızlık olur..

Ey kardeşim, Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osman Beye şu nasihati, aslında kitaplarca açıklanabilinecek konu ve kavramların özet satırlarını bizlere vermektedir;

 

Bak oğul!...
Beni kır, Şeyh Edebalî’yi kırma. O bizim boyumuzun ışığıdır. Terazisi dirhem şaşmaz. Bana karşı gel, ama ona karşı gelme. Bana karşı gelirsen üzülür incinirim. Ona karşı gelirsen gözlerim sana bakmaz olur. Sözümüz Edebalî için değil, senceğiz içindir. Bu dediklerimi vasiyetim say.

Şeyh Edebali ks. kimdi? Şazeli tarikatı mürşidlerinden ehli sünnet rabbani bir alim, arif, mürşidi kamil...

 

Osmanlı zamanında halk dahi, hangi tarikattansın sorusu yerine "Sen hangi bağın gülüsün?" gibi sorular sorarlardı. İslam alemine her zaman can suyu olmuş, toplumun milli manevi dinamiklerinin ayakta kalmasının ana nedenlerinden olan tasavvufi tekke yaşamına Osmanlı'nın son dönemlerinde yapılan saldırılar, günümüzde de devam etmektedir. 

Osmanlı ve tarikatlar konusuna girmişken, Fatih Sultan Mehmed Hazretlerinden bahsetmeden olmaz;

Peygamber Efendimizin (sav) övgüsüne mazhar olma şerefine ulaşan Osmanlı padişahlarımızdan Fatih Sultan Mehmed Hanın ve Ankara Ulus semtinde türbesi bulunan evliyanın büyüklerinden Hacı Bayram-ı Veli ks. hazretlerinin halifelerinden mürşidi, hocası Akşemseddin Hazretlerinin Osmanlı ve Tarikat tarihinde de yeri ayrı bir olsa gerektir..

Tarikat karşıtı olarak ortaya çıkan fırka ve bu fırkalardan etkilenenlertarikatın İslamı takvaca yaşamayı öğrenmenin bir okulu olduğu düşüncesinden uzak bir düşüncede, genelde ehli sünnet olmayan bu sapkın grup ve fırkaların etkisinde kalarak farkında olmadan gerçek Allah dostlarına ve Varis-i Enbiya makamına edepsizlik yaparak kendilerine zarar vermektedirler..

Şöyle bir düşünelim; Peygamber Efendimiz (sav) asırlar öncesinden"Kostantiniyye(İstanbul) mutlak fetholunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askerleri ne güzel asker.."diyerek methü sena ettiği Fatih Sultan Mehmed Han, Hacı Bayram Veli hazretlerine nispet edilen Baymiye tarikatına mensup olup, mürşidi ise Akşemseddin hazretleri idi... Fatih'in, dört hak mezhepten Hanefi mezhebinden olduğunu da ayrı not düşüyoruz.. Hal böyle iken, bu tarikat karşıtları sümme hâşâ Peygamber Efendimizden (sav) daha mı iyi biliyorlar da tarikatlara karşı çıkıyorlar, buradan pay biçmek lazımdır, tarikat karşıtlarının nasıl bir manevi tehlike ile karşı karşıya kaldıklarını anlamak hiçte zor olmasa gerek..

Şunu da ayırt etmek lazım, ahir zamanın alametlerinden ve dış güçlerin planları dahilinde günümüzde sahte tarikatlar, sahte din adamlarının varlığının artışı bazen yanlış anlaşılmaların ve hak tarikatların yanlış tanınmasına vesile olabiliyor, bu ise çok üzücü bir durumdur... Peygamber Efendimiz (sav) hayatta iken dahi, Müseylemetül Kezzab isminde bir sahte peygamber çıkarak sahteciliğin bir yüzünü ortaya koymaktadır..

 

Bir bilim adamının yaptığı araştırmalar ışığında; "Mevlana Halid Bağdadi olmasaydı Osmanlı daha erken yıkılırdı." tespiti aslında işin ehemmiyetini gösteren ayrı bir anekdottu.. Nakşibendi büyüğü olan Mevlana Halid Bağdadi Hazretlerinin konum itibari ile Ortadoğu ile Anadolu'da o güzel manevi etkileri halen sürmektedir..

Günümüzde Tarikatlar

 Hak tarikatların azlığı malumdur, günümüzde birçok sahte tarikat ve yapılanmalar da mevcuttur. Bunların ortak yönü ise ehli sünnetin dışında itikat ve görüşlere sahip olmalarıdır. Bunların birçoğunu analiz edip incelemiş biri olarak bunları yazıyoruz. Gerektiği yerde ilim ehli hocalarımızla da istişareler yapıp bu yönde birçok araştırmalarımız olmaktadır.

 

Bir profesör büyüğümüzün güzel bir açıklaması vardı. İngilizlerin (İngiliz demişken İsrail ve AB-D faktörünü unutmayın) korkup çekindikleri iki maddeyi, Hac mevsimi ve hak tarikatlar olarak açıklıyordu. Hac mevsiminde İslam ülkelerinden Müslümanlar kutsal topraklarda bir araya gelip, İslam karşıtı akımlara, düşmanlara karşı fikir alışverişi yapardı, o yüzden birçok hac mevsiminde salgın hastalık vb. gibi haberleri gündeme getirmişlerdir. Dış mihraklar iletişimin ve teknolojinin yaygınlaşması ile bu madde üzerinde fazla durmamaktadırlar. Bu maddeyi onlarda teknoloji ve görsel iletişim alanına taşımışlardır..

 

Lakin, tarikatlar konusuna gelince, işte bu hususta dış mihraklar şunu iyi bilmekte; Osmanlı tarihi ve Çanakkale Kurtuluş savaşlarını incelediğinizde hak tarikatların bütünleştirici iman trafo merkezleri ve bireylerin manevi beslenme pınarı olduğunu iyi analiz ettikleri karşımıza çıkar. İşte bu berrak pınarları bulandırmak, kurutmak içinde planlarını bu yönde de uygulamaktadırlar.

 

Örneğin yakın bir zamanda ki sahte şeyhler Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı vakalarını hatırlarsınız, bu sayede bütün hak tarikatları da aynı kefeye koyup, toptan tarikat karşıtlığı ile toplum gözünde hak tarikatları kötü göstermek için plan projeler sahneye koydular. Bir nevide başardılar. Bu olaydan bahsetmişken, olaylara şahit olmuş bir kardeşimizden dinlemiştik, bu olaylarda ki kendilerini paraya satmış İsrail-ABD bağlantılı muvazzaf askeri, istihbarat personellerin planlar ve projelerde rol aldıklarını duyduğumda şaşırmamıştım.. Bu ekiplerin de metafizikle iştigal ettiklerini ayrı not düşelim.. Devletin örtülü-örtüsüz ödenekleri ile devletine vatanına hainlik etmiş insanların portresidir bu.. Halen var mıdır? Bilen bilir.. Birde paralel devlet çıktı, dini istismar eden paralel dahi varsa, bahsettiğim konuda ki haklılık payı görmezlikten gelinemez..

 

Şunu söyleyim yeri gelmişken, bu paralel yapı, öyle bir yerde karşımıza çıkmıştı ki, İsrail adına ülkemizde büyük işler çeviren masonlarında dahil olduğu bir yapıyı resmen kurtarıp, kendi vatan evladımız bir il Emniyet Müdürüne çamur atıp önünü tıkamıştı... Neyse... Bu da bir şey mi, diğer haltlarının yanında.. 

 

 

***

 

          Evet, tasavvuf kısaca İslam'ın takvaca yaşanmasıdır. Bu yola giren her birey gayreti ve nasibince istifade eder. Herkesin bu kapılara giriş niyetleri farklı olabilir, güzel niyetlerin yanında, istihbarattan tutun maddi çıkar içinde gelenler olabilir, bu bireylerin kendi cüzzi hal ve durumlarıdır.

Günümüzde İslam’ın ve tasavvufun güzel bir şekilde yaşandığı ve yaşatılmasına vesile olan çok nadide bir pınar olan Adıyaman Kahta Menzil köyünde türbesi bulunan Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Erol ks. Hazretleri "Eskiden tarikatlar evliya yetiştirme ocakları idi, şimdi ise günümüzde iman kurtarma kapıları oldu." sözü aslında günümüz hak tarikatlar bahsini özetlemeye yetiyor. Lakin, bunu ana kaide kabul edersek, istisnaları ise bu hak kapılarda evliyaların da yetiştiği gerçeğidir. Çünkü örneğin öyle ehli tarikat tanıdıklarımız vardır ki, ölüm döşeğinde "La ilahe illallah Muhammedun Resulallah" diyerek bu dünyadan göçüp gitmişlerdir. Bu ancak Allahu Tealanın sevdiği kullarına nasip olur..

 

Dış mihrakların maşalarından pkk liderlerinden Murat Karayılan'ın yazdığı bir kitapta Nakşibendi tarikatına hakaret vari konuşup, düşmanca bir tavır takınmasını, Kürt halkına zarar veriyor diyerek hedef göstermesini ve kendilerine yakın Irak'ta sözde bir Nakşi şeyhini ziyaret ettiği söylentileri ile dezenformasyon çalışmasının yapıldığını da ayrıca not düşmek gerekir. [1] 

 

Bu konuda www.naksibenditarikati.com Web sitesinde bazı bilgiler bulabilirsiniz.

 

          Kafkaslarda Ruslara karşı büyük mücadeleler vermiş şehit Şamil Baseyev, devlet adamlarının ve komutanların bulunduğu bir topluluğa hitaben yaptığı konuşmasında "Kafkasya'da tarikatları canlandırmalıyız." şeklinde konuşarak, mücahitlerin itikadını bozan vehabi tehlikesinden de bahsediyordu.

 

Evet, örneğin Şeyh Şamil dahi Nakşibendi şeyhiydi, müridleriyle birçok Çerkez boylarını toplayarak itikadı, imanı sağlam bir ordu ile Ruslara karşı savaşarak büyük başarılar elde etmiş bir kahramandı.. Ruslar tarikat ehli Şeyh Şamil'i iyi analiz etmiş olacak ki, Kafkasya'ya tarikat karşıtı vehabi, selefi akımlarını sokarak tarikat pınarıyla beslenen iman cevherini söndürmek istemiş ve kısmen başarılı olmuştur. Şu anda çeçen mücahitler içerisinde selefi akıma kayanların sayısı çok fazladır. Çeçenistan ve Rus yanlısı cumhurbaşkanı Kadirov yönetimi ise günümüzü özetliyor.. [3]

 

İslamiyet birinci inkişafını Peygamber Efendimiz sav zamanında yaşadı ve kısa zamanda İslam dört bir yana yayıldı. İkinci inkişafı ise tarikat ehli Osmanlı zamanında yaşadı ve yine İslamiyet kıtalar aştı. Üçüncüsünü ise Anadolu’nun evlatları gerçekleştirecek inşaAllah. Çünkü mazlumlara zulümlerin çoğalması, hep Alemi İslam'ın inkişafa gelmesinin evvelini oluşturmaktaydı, bu yine böyle olacak inşaAllah. İşte kim bu davada Hakk'tan yana ise ona ne mutlu..

 

          Konumuz tarikatlar iken, Erdal Sarızeybek ve ciddi hatasından bahsetmeden geçemeyeceğim. Bir kitap çıkarmış ve içeriğine aslı astarı olmayan birçok dezene bilgiler ekleyerek sözde gerçekleri ortaya çıkarmış.. Bilerek veya bilmeyerek Nakşibendiliği çarpıtmak adına bir çok kişisel yorum ve fikirlerini kitabına, web sitesine yazmış.. Şimdi ülkemizin iç ve dışında Deaş(Işid), Şia, Selefi, Vehabi, Mezhepsiz, Pkk, Ehli sünnet dışı gruplar vs. ne kadar akım ve oluşum varsa hepsi tarikat karşıtıdır, bu açık net bilinir.. Şimdi sen dış güçlerin desteklediği bu denli ehli sünnet dışı, hain, truva atı akım ve fırkanın karşı olduğu hak tarikatlara sende karşı olacaksın ve yanı başında Osmanlı-Tarikat bağı, Anadolu gibi bir örnek var iken.. İşte Sarızeybek ve o kafadakilerin düştüğü bu durum, bu topraklara dinimize ihanet değil de nedir? Allah aşkına nedir?

 

Nakşibendi şeyhlerinden, Bitlis Güroymak(Nurşin) ilçesinde türbesi bulunan Şeyh Muhammed Diyaüddin Hazretlerinin Birinci Dünya Savaşında sofileri ile Ruslara ve Ermenilere karşı verdiği mücadeleyi, iki kardeşinin ve birçok müridinin bu savaşlarda şehit düştüğünü, Hazret'in sağ kolunun bir bomba parçasının isabeti ile kopmasını okumadan ve dahi nice tarikat ehli şeyh ve müridanın nice savaşlarda kahramanlıklarını görmezden gelmek yine söylüyorum bu topraklara ve dinimize ihanet değil de nedir? 

 

Arkadaşlar güya Atatürkçü, ama bakın Atatürk'ün Nakşibendi şeyhi olan Şeyh Muhammed Diyaüddin Hazretlerine yazdığı mektubu Nutuk'ta okumadan mahrum bir kişinin tarikat hakkında söylediklerinin ve yazdıklarının tanımı "dezenformasyon çalışmasından" ibarettir. Her dezenformasyonda ihanet hareketidir.. Tarikatları hak ve hak olmayan olarak ikiye ayırmazsanız birçok vebal ve günahı yüklenmiş olursunuz. [4]

Araştırmacı yazar Mümin Munis bir televizyon programında şunları söylüyordu; Türkistan bölgesinde üniversite okurken, zamanında Rus'ların tuttuğu raporları okuduğunda özetle şöyle bilgilere rastlar. Ruslar Halkın bütünleştirici ve gücünü aldığı kaynağı tasavvuf olarak gördüklerini, özellikle Nakşibendi müritlerinin ateşli vaazlar ile halkı teşvik ettiğini ve ne acayiptirki"Tasavvufun en güçlü silahı zikirdir." notunu düştüklerinide hayretle okuduğunu aktarıyordu. 

Ruslar dahi zikiri en güçlü silah olarak anlamışlarda, içimizde ki Rus zihniyetliler ...

Ülkemizin en genç profesörü olma unvanını taşıyan bir bilim adamı Prof. Oktay Sinanoğlu dahi bir röportajında şunları söylüyordu:

"Tasavvuf kültürü gençlere özellikle aşılanmalıdır.

Tasavvufun hakikisini muhakkak canlandırmak lazımdır. Hangi tarikat olursa olsun. Tasavvufu canlandırmadıkça Türkler tarihten silinir. Çünkü Türkleri var eden, dünyaya hâkim kılan tasavvuf düşüncesidir.

Orta Asya’nın Müslüman oluşunu Hoca Ahmed Yesevi’ye borçluyuz. Yunus Emre’ler, Hacı Bektaş-ı Veli’ler, Hacı Bayram Veli’ler ya Ahmed Yesevi’nin talebeleri ya onların talebe silsilesindendirler.

Bunlarla Anadolu Türkleşmiştir. Tasavvuf olmazsa Türkleri birbirine bağlayan ortak bir değerde kalmaz. Herhangi bir yerde on tane Türk ‘ü bir araya getir. Maalesef aynı millet gibi değildirler.

Çeçenleri bu konuda örnek olarak verebiliriz. Onları bağlayan tasavvuf ile birinci savaşı kazandılar. Ancak sonradan mahsus onlara Vahhabilik bulaştırılarak aralarına nifak sokuldu ve ikinci çeçen savaşını kaybettiler."

 

 

 

Şii İran Yayılmacılığı 

          Tarihinde hiç bir zaman kafir bir ülkeyle savaşmamış şii İran'ın yazılı ve görsel iletişim araçlarını kullanarak ülkemizde açılımına devam etmektedir. Gizli çalışmaları da azımsanacak gibi değil.. Direk veya dolaylı yoldan irtibatlı olduğu bir çok irili ufaklı vakıflar, dernekler aracılığı ile Şia'nın önünü açmak adına ehli sünnetin dinamiklerine saldırılmaktadır. Mustafa İslamoğlu, Akabe Vakfı, Hilal Tv, Haydar Baş, Selahattin Özgündüz vb. gibi oluşumlar incelendiğinde milli ve manevi değerlerimiz üzerine bu yönde yaptıkları çarpıtmalar açıkça gözlenmektedir. Şia ve ehli sünnet dışı akidesinin, ilköğretim okullarına Caferilik adı altında sempatik gösterilmeye çalışıldığını, özellikle dikkat çekilecek noktalardan biride ilahiyat fakültelerinde dahi bu akımın cirit attığını ayrı not düşelim. [2]

 

Metafizik

 

          Metafizik konularda aslında konuştuğumuzda biraz temkinli davranmakta fayda var. Metafizik konular açık istihbaratın dışında bir durumdur ve herkese açık değildir. Şöyle özetleyelim dış güçlerin ülkemizde metafizik alanda birçok girişimleri ve teşekkülleri bulunmaktadır. Ülkemizin başbakanı konumunda ki kişiye dahi metafizik atak yapacak cesaret ve konumdalar, o kadar yani.. Komplo teorisi değil bunlar, Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu dönemde Mercedes marka otomobilinde kilitli kaldığı haberini hatırlayın bakalım, birazda tefekkür edin...

 

Lakin, şunu da belirtmek lazım. Günümüzde nasıl ki, en değerli kutsalımız dinimizi istismar edenlerin haddi hesabı yokken, şeytani sistemin dezene ve proje çalışmaları paralelinde, elbette metafizik konuları dezene etmek veya kontrol altında tutmak adına da dindar görünüp çeşitli devlet kurumlarına sızdığını da ayrı bir not etmek lazım.. Şeytani metafizik ağdanda yararlanan askeri ve istihbarat bünyesinde ki bazı satılmışların irtica çalışmaları adı altında nice masum insanımızı fişleyip, suçlamalarda bulunması veya Müslüm Gündüz olayında değindiğim plan projeler ile hak tarikatların halk gözünde itibar kaybına uğramasını, bu sayede halkın iman gücünün artmasının önüne geçilmesi ile Çanakkale Ruhuna yapılan açık saldırının bir diğer yüzüdür.

 

Ne acıdır ki, elimizden giden ve ecnebinin halen dahi kullanıp sömürdüğü birçok milli sermayemizin elden çıkmasında dahi metafiziği kullandılar desek, komplo teorisi olarak bakmazsınız değil mi? Bir ülkenin iletişim alt yapısı yabancı bir ülkeye verilir mi? Gsm veya birçok kritik şirketin donanım-yazılım bahanesi altında İsrail bağlantısını neye yoracaksınız? Arife tarif gerekmez, fazla yazmaya gerek yok.. Ama bu bağlamda da iyi gelişmelerin olduğunu da ayrı not düşelim.


Lakin, yine şunu da unutmamalı; pınarın gözesine sahip olmadığınız sürece, çeşmelerden içtiğiniz tatlı suların hülyasına kapılmamalı, gün gelir gözeye zehir sulandırma ve kurutma işlemi yaparlarda, ayazda kalırsınız..


Diğer önemli bir konuyada kısaca değinirsek; Sultan 2. Abdulhamit Han'ın 33 yıl hasta Osmanlı'yı tedavi etmesinde ve müspet anlamda büyük atılımlar yapmasında ki en büyük etkenlerden biri de, çoğunluğunu ehli tarik mürid ve dervişlerin oluşturduğu, Metaziğide etkili kullanan istihbarat teşkilatı idi, kimileri Yıldız İstihbarat Teşkilatı da dedi buna..

Tahttan indirilmesinde hal kararını bildirmeye gelenler de manidar; Yahudi, Ermeni ve satılmış Osmanlı vatandaşı (Hepside mason)..

www.metafizikmerkez.org web sitemiz bu konular üzerine açılmış bir sitedir. Bu alanda birçok durum ve olaya şahit olduğumuzu da belirtelim.

 

Bölücülük ve İhanet

Siyonizmin kaşıdığı ve karıştırdığı konulardan biride bölücülüktür. Irk ve mezhepler bu alan için istismara açık alanlardır. Özellikle ülkemizde Kürt bölücülüğünü canlandırdılar, şeytani sistemler bu alanlara yatırım yaptılar. Bu konulara çok iyi vakıf olan değerli ilim adamlarından, İslam için ve bölgede ayrılıkların çıkmaması için büyük bir mücadele vermiş Van'daki hem Kürt ve aynı zamanda Seyyid  soyundan Arvasi ailesinin bireylerinden olan Seyyid Ahmed Arvasi hoca bakın bu konuya nasıl bir bakış getiriyor, unutmamalı ki, Nakşibendi tarikatının da bir kolu olan Arvasi'lerin bölgede ki etkisi önemlidir, Arvasilerden evliyanın büyüklerinden Seyyid Fehim Arvasi Hz. ve Necip Fazıl'ın mürşidi Seyyid Abdulhakim Arvasi Hz. gibi zatlar bölgede ilim ve irfan adına büyük izleri olan değerli zatlardır!

Seyyid Ahmed Arvasi, bir kitabının giriş kısmında şöyle der: “Esefle belirtelim ki, bugün ülkemizde ister istemez bir şark meselesi vardır. Devletimizin ve milletimizin düşmanları, bu konuyu istismar ederek vahim boyutlara ulaştırmak için ne mümkünse yapmaktadırlar. Kitabımızı yazarken meseleyi bir antropolog, bir etnolog, bir tarihçi, bir dilci gibi değil, bir eğitimci ve eğitim sosyologu olarak inceleyeceğiz. Türkiye’de şark meselesine vücut veren olumsuz faktörleri ortaya koyacak ve problemin çok boyutlu olduğunu göstermeye çalışacağız.”

Arvasi daha sonra bu faktörleri şöyle sıralıyor:

1. Tarihi faktörler: Yerli ve yabancı ilim, siyaset ve fikir adamlarının bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın kökeni hakkında öne sürdükleri teoriler.
2. Kültür Faktörü: Bu bölgede konuşulan ağızlar, farklı inançlar, milli kültüre yabancılaşma ve bunu farklılık olarak kullanan güçler.
3. Sosyal faktörler: Bölgedeki konargöçer halk aşiretler, aşiret sistemi ve bunun doğurduğu sebepler.
4. Coğrafi faktörler: Sert arazi yapısı ve sert iklimin sonucunda ulaşım ve irtibat sorununun milli irtibatı zayıflatması.
5. Ekonomik faktörler: Bölge halkının üretim alanında geri kalması ve komşu ülkelerle ticari ilişkiler.
6. Psikolojik faktörler: Kürtlük kompleksi.
7. İdari ve Siyasi faktörler: Bazı idareci ve siyasetçilerin hatalı davranışları, tecrübesiz ve yetersiz kadroların hataları ve oy avcılığı uğruna yapılan hatalar.
8. Milletlerarası çatışmalar ve Emperyalizmin oyunları: Türkiye ve Ortadoğu üzerine oynanmak istenen emperyalist oyunlar.

Özellikle bu bilgiler ışığında da baktığımızda bugün Siyonizmin maşası Pkk gibi bir yapıya iyimser gözle bakan kimselerin "Bölücü ve Hain" damgasını yemekten kaçamayacağı gerçeğidir.. 

 

Bir Mücadele Anısı İle Şimdilik Bitirelim

 

Daha yirmili yaşlarımda 2008'lerde Siyonizmin Müslüman coğrafyalar ve özellikle ülkemiz üzerinde ki bazı yapılanmalarını, planlarını "Türkiye Üzerine Oynanan Yahudi Oyunları" başlıklı yazımda maddeler halinde yazmıştım.. Bir zamanlar yayınladığım antisiyonizm.com sitesinde (şimdi www.anti-siyonizm.com) bu konuları zamanında işledik, yayınladık..  

O zamanlar tasavvufa zahiri adım atmamış biri olarak, başımdan birçok olay geçmiş, acısıyla tatlısıyla birçok tecrübe yaşamıştım.. Dinim ve vatanım uğruna başladığım yolda, zahiren tek başıma yürür zanneder, onun çilesini derdini çekerdim.. Üzerimize çok geldiler.. Lakin, cilve-i Rabbani işte, yalnız değilmişsiniz, her daim Hasbinallah diyorduk Allah'a güveniyor O'na derdimizi arzuhal ediyorduk, ama insan beşerdir, zahirende birilerini görmek ister, yaratılışın mayasında var.. Sonra birde bakmışsınız ki bir güzel size dua himmet etmiş, farkında olmadan inlerine girdiğiniz şeytanlardan korumuş... Allahu Tealanın izni keremli ile paratoner olmuş, şimşekten; şemsiye olmuş yağmurdan çamurdan korumuş...

 

Mutfakta pişmemiz ve bazı bedeller ödememiz lazımmış, hikmetlerini sonradan anlamaya başladığım buraya yazamadığım birçok durum ve olay..

 

          Yeri geldi radikal İslam kategorisinde ki kesimleri, ülkücülükten ulusalcına solcusuna, ateistinden mezhepsiz, vehabi selefi vs. sınıfından birçok kesimi inceledik.. Yeri geldi yüz yüze geldik daha yakından analiz ettik.. Bir konu hakkında fikir sahibi olmak için o konuya ne kadar yakın olursanız o kadar iyi bilgi sahibi olursunuz. Siyonizmin ve metafiziğin buralarda ki etkisini ölçmek içinde bu saydıklarımı ve daha fazlasını bilmeniz lazım ki, resme geniş açıdan bakıp sağlıklı yorumlar yapabilesiniz, eksiğini hatasını görebilesiniz.. Bizimde bir derdimiz var, bu derdimizi dinimize ve topraklarımıza göz dikenlere karşı durmak olarak özetleyebiliriz. Dedelerimizin Çanakkale'de ve başka cephelerde ki şahadetleri Milli Savunma Bakanlığının resmi arşivlerine girmiş, Rus elinde esir kalmış gazi olmuş dedelerimin varlığı var iken, bizim boş durmamız olmazdı, yakışmazdı..

 

Yukarıda da kısaca bahsettiğimiz gibi Osmanlı'yı Osmanlı yapan ana unsuru iyi analiz ettiğinizde Tasavvuf karşınıza çıkar.. İşte bizde Tasavvufu doğru kaynak ve ellerden tanımaya ve yaşamaya başladığımızda, o zaman Osmanlı'yı ve bununla birlikte nasıl cihana hükmettiğini anlamaya başladık.. 

Onun için tasavvufi yaşamı hayatımıza uygulayıp yaşamamız ve desteklememiz bizlerin görevidir. Tıpkı tarikat ehli Osmanlı'da ki gibi, ülke olarak tasavvufun bütünleştirici birleştirici ve huzur veren güzel kokularından koklamalı ve bu kokuyu üzerimizde tutmalıyız.. 

Evet, kardeşim.. Fikrin, ideolojik görüşün ne olursa olsun, dinde ve vatanda bir.. O yüzden Ariflerin buyurduğu gibi "Bir olalım, diri olalım, iri olalım.."

***

Ülkemizde güzel gelişmelerde yok değil, lakin içerimizde ki hastalığı ne kadar bertaraf edersek huzur o kadar yüksek olacak, bizim toplum olarak Milli irademiz ancak ve ancak Dini irade ile ayakta kalabilir. Hak'tan gafil olan, vatana da, bu halkada ne fayda vermiş bu zamana kadar, zarardan başka.. O yüzden tedbiri elden bırakmamak ve daima iç manevi huzurun tesisi için çalışmak ve gayret etmek bizim görevimizdir.. 

Bizim bir davamız var, bu dava içerisinde nice şehitler gaziler fedakarlık, aşk, muhabbet ve dahi nice güzellikler barındıran kutlu bir dava...

***

Bu Dava, Adem as'ın dünyaya inmesiyle başlayıp, 
Kabil'in Habil'e kıymasıyla hüzünlü bir şekilde devam etti..

Bu Dava, Nuh as'ın gemisiyle taşınıp, 
İbrahim as'ın Nemrud karşısında dik duruşuyla devam etti. 

Bu Dava, Yakup as'ın hasreti ile harmanlanıp,
Yusuf as'ın kardeş ihanetine uğramasına rağmen yoluna devam etti. 

Bu Dava, Eyyüp as'ın sabrında kor olup, 
Musa as'ın Firavun karşısında verdiği mücadele ile devam etti. 

Bu Dava, Yunus as'ın tövbesi ile işlenip, 
Süleyman as'ın saltanatı ile dünyaya hükmetmesiyle devam etti. 

Bu Dava, Allah'ın Habibi ile doruklara ulaşıp,
Artık tek bir oluktan insanlığa, dünya ve ahiret mutluluğu dağıtarak devam etti.  

          "Hak geldi, batıl yıkılıp gitti." (İsra 81. ayet)

Bu Dava'nın adı İslam davası, 
Irkların şeref kattığı değil, ırklara şeref katan bir dava.. 

Bu Dava, Osmanlı ile ikinci inkişafını yaşadı,
Üçüncü inkişafını yaşata inşaAllah, Anadolu'nun evlatları..

***

Daha yazılacak çok şey var.. Lakin, oradan buradan bir arasta yapalım dedik.. Fuzuli'den söylediğimiz gibi, "Söylesem tesiri yok; Sussam gönül razı değil.."

  

Eşren Pekcan 
MetafizikMerkez.org / Anti-Siyonizm.com

Son olarak bu listede umarım dimağlarınız da bir anlam taşır ;

 

[1] http://www.mynet.com/haber/guncel/karayilandan-islama-agir-hakaretler-571141-1

[2] www.irangercegi.com

[3] https://www.youtube.com/watch?v=9DM4sMN0zHQ

[4] http://www.anti-siyonizm.com/index.asp?page=oku&id=821 

[5] http://www.anti-siyonizm.com/index.asp?page=oku&id=282

Bu haber 7775 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit



İstihbarat

Ak Sakallılar şeklinde anılan Manevi Yapı Hakkında

Ak Sakallılar şeklinde anılan Manevi Yapı Hakkında Bazı dizi ve kitaplara konu olan, saçma sapan bilgiler ile bulandırılan bir konu...

Bir İbrahim Kalın Anotomosi ve Zihin Deşifresi!

Bir İbrahim Kalın Anotomosi ve Zihin Deşifresi! Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın'ın fikir dünyasının çözümü..

II. ABDÜLHAMİD HAN

ANKET

Web sitemizi faydalı buluyor musunuz?





Tüm Anketler

YAZI GÖNDERİN!

SİTEMİZE ZİYARETLER!

Locations of visitors to this page Aktif Ziyaretçi: 18

Toplam Tekil: 19053826
Toplam Çoğul: 23213393

SORULARINIZ İÇİN...

(c) 2010 - 2015 Kaynak göstermek şartıyla alıntılar yapılabilinir! Web sitemizin hiç bir resmi ve özel bir kurum-kuruluş ile yakından uzaktan bir bağı yoktur. Destek vermek amacıyla bazı banner ve linkler koyabiliriz, bu tamamen kendi kişisel kararamız ile bağlantılıdır. Sitemiz milli ve manevi değerlerine bağlı insanların birikimi ile hazırlanmış bir bilgi sitesidir.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi