Türkiye Metafizik Merkezi
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL PAYLAŞIM

TAVSİYE...

İranTehlikesi.com

Devlet-i Aliyye (Osmanlı)'nin İran Tutumu Nasıldı ? (Sahabe hassasiyeti)

Devlet-i Aliyye (Osmanlı)'nin İran Tutumu Nasıldı ? (Sahabe hassasiyeti)

Tarih 13 Nisan 2012, 00:32 Editör

Metafiziği menfi dairede etkili kullanan İran'ın çirkin bir yüzünü daha okuyacaksınız, günümüz devlet adamlarına ithaf olunur..

Aşağıda, Osmanlı Devleti ile İran arasında yapılan anlaşmaların tamamında yer alan ilginç bir ayrıntıya temas edeceğiz.  

Ama önce, İran konusunu hangi vesile ile ele aldığımıza da kısaca temas edelim.

Önümüzdeki günlerde dünyanın gündemini büyük ölçüde İran oluşturacaktır.

Nitekim dünya yeni haftaya konusunu İran’in oluşturduğu 2 yeni haberle giriyor. Bunlardan ilki, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Cuma günü yapılan 9. dönem parlamento seçimlerinde umduğu sonucu alamaması ve radikallerin oylarını artırması…

Diğeri de, Alman Die Welt gazetesinin dün ortaya attığı, İran’ın Kuzey Kore ile birlikte 2010 yılında atom bombası denemesi yaptığı iddiası…

İran seçimlerinin hemen ertesinde gündeme getirilen bu iddia, tıpkı Irak işgali öncesinde yapılan yalan haberlerde olduğu gibi İran’a yapılması muhtemel saldırıyı meşrulaştırmak için ortaya atılmış asparagas haber de olabilir, doğrulanmış bir bilgi de…

Eğer bu deneme 2 sene önce yapılmışsa ve ABD ve İsrail’în gizli servisleri bunu zamanında tespit edememişlerse, bu servislerin gücü gereğinden fazla abartılıyor demektir…

Eğer atom bombası denemesi gizli servislerce zamanında tespit edilmiş ve bu bilgi şimdi el altından medyaya servis edilmişse, yeni senaryo hazırlıklarından söz etmek mümkündür.

Dün, Amerika İsrail Kamu Bilgilendirme Komitesi’nin yıllık politika konferansında konuşan ABD Başkanı Barack Obama, ABD çıkarlarını korumak için gerektiğinde İran’a karşı güç kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini söylemiş

Nitekim İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bugün Washington’da ABD Başkanı Obama’yla gerçekleştireceği görüşmede, “İran’a askeri müdahale” pazarlığıyapması da bekleniyor.

Bakalım önümüzde süreçte bir ateş topunu andıran bölgemizde hadiseler hangi istikamette seyredecek. Geçtiğimiz günlerde yaşanan MİT krizini de bu gelişmelerden tamamen bağımsız değerlendirmek imkansızdır. İç içe geçmiş hadiseler yumağında yeni bir dönemin kapıları aralanıyor bölgemizde.

Hazır konu İran’a gelmişken, Türk – İran ilişkilerinin geçmişinden bir kaç ayrıntı vermek istiyorum.

Osmanlı’nın Hz. Ebubekir – Hz. Ömer hassasiyeti…

16. Yüzyılın sonlarında İran, bir taraftan Osmanlı Devleti tazyikinde, diğer yandan Özbek baskısı altındaydı. Savefiler için vaziyet son derece umutsuz görünüyordu.

Bu şartlarda Osmanlılara daha fazla karşı koyamayacaklarını anladılar. İran Şahı Abbas sulh istedi. Bu amaçla şehzade Haydar Mirza’yı rehine sıfatıyla İstanbul’a gönderdi. Maiyetinde 600 kişi vardı. 29 Ocak 1590’da Padişahın huzuruna kabul edildiler.

Uzun müzakelerden sonra, 21 Mart 1590’da anlaşma imzalandı.

Anlaşmanın maddeleri arasında, Peygamberin sahabileri, ictihad sahibi imamlar ve Hz. Aişe Annemiz hakkında “şetm ü la’n ve kazf u ta’n” (küfür etme, lanet okuma, zina suçlaması ve kınama) olunmaması hükümü de vardı. Bu şartla taraflar arasında barış anlaşması imzalandı.

17 Mayıs 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşması’nda da, Osmanlı Devleti’nin Kanuni zamanından beri İran’la yaptığı anlaşmalara öncelikli şart olarak koyduğu Peygamber Efendimizin en yakın kader arkadaşları Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’e sövüp sayılmaması (Şeyheyne seb’ ve şetm’ edilmemesi) hükmü anlaşmadaki yerini almıştır.

İran’la gerçekleştirilen ve Kasr-ı Şirin Anlaşması’nı bir bakıma teyit eden 17 Ekim 1736 tarihli yeni anlaşmada da, Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’e sövüp sayılmaması hükmü yer aldı. Bununla birlikte, İran Şahı Nadir Şah’ın anlaşma öncesi Caferi mezhebinin dört mezhep dışında 5. Mezhep olarak tasdik edilmesi önerisi ise reddedildi.

İranlılarla Evliliğin Yasaklanması…

Arşivdeki araştırmalarımız sırasında ilginç belgelere de şahit olduk. Osmanlı Devleti komşusu İran’a karşı devamla surette temkinli yaklaşmış ve Şiîliği yayma eğilimi içinde bulunan bu ülkeye karşı hassasiyetini sürekli muhafaza etmiştir. Osmanlı Devleti’nin bu konudaki hassasiyetini iyi bilen ve Osmanlı topraklarına Şiîliği sızdırmaya pek muvaffak olamayan İranlılar, bu konuda daha kurnazca bir yaklaşım sergileme yoluna gitmişlerdir.

Normal yollardan gerçekleştiremedikleri sızma harekâtı için, bu işi evlilik ilişkileri yoluyla gerçekleştirmeyi de gündemlerine aldılar. Kendi vatandaşlarının Osmanlılarla evliliğini teşvik ettiler. İşte bunu fark eden Osmanlı Devleti, 1915 yılının Ağustos ayında yayınladığı bir genelge ile “Osmanlı vatandaşı Müslim ve gayrimüslim kadınların İran tebeasından insanlarla evlenmelerinin yasak olduğunu ve bu konuda gereğinin yapılmasını istedi. Kaldı ki bahsi geçen tarihte komşumuz İran fevkalâde güçlü bir devlet pozisyonunda da değildi. Şiîliğin siyasal anlamdaki ihracına karşı, Osmanlı Devleti’nin almış olduğu tedbir ilginçtir.

Üstelik yasaklanan evliliğin sadece Müslüman kadınları kapsamayıp diğer gayrimüslim kadınlara da şamil olduğuna dikkat edilirse, kararın dinî boyutundan daha çok idarî boyutunun olduğu göze çarpar.

Buradan çıkarılacak sonuç şudur: Osmanlı Devleti tarih boyu komşumuz İran’a karşı tedbir ve temkini hiçbir zaman elden bırakmamıştır. Tarihten aldığı bu ders ve tecrübe ile bundan sonra da gereken önlem ve tedbiri almaya elbette devam edecektir. Türkiye acaba İranlaşır mı? şeklinde özetlenebilecek kaygılara gerek yoktur. Böyle bir kaygı sosyolojik ve psikolojik temelden yoksundur.

İran’ın nükleer silaha sahip olması bu ülkeye komşu olan Türkiye açısından da bir risktir. Türk – İran ilişkilerinin geçmişi bazı hassas noktaların gözardı edilmemesi gerçeğini de ortaya koyar. Türkiye sadece komşularından değil, insanlığın huzuruna yapacağı katkılar itibariyle dünyanın pek çok ülkesinden daha güçlü olmak durumundadır. Devleti yönetenlerin ve yönetme iddiasında bulunanların olaylara bu derinlikte bakmasında yarar vardır.

Not 1: İran’la yapılan anlaşmalarda yer alan Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’e sövüp sayılmamasıyla ilgili belgelere Ziya Nur Aksun’un Ötüken Yayınlarından çıkanZirvedeki Sultanlar kitabından ulaşabilirsiniz. Kitapla ilgili yaptığı bilgilendirmeden dolayı Av. Habil Kahraman’a da ayrıca teşekkürlerimizi sunuyoruz.

 

Not 2: İranlılarla evliliği yasaklayan belgenin ayrıntılarına, TİMAŞ Yayınlarından çıkan Kurtuluş Savaşı kitabımızdan ulaşabilirsiniz. İstanbul 2007.  

Prof. Dr. Osman Özsoy – Haber 7

Bu haber 7923 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit



İran ve Şiilik

İran'da Şii Mezhep Faşizmi !

İran'da Şii Mezhep Faşizmi ! Hak mezheplerden olmayan Şii İran'ın nasıl bir faşist ve zülumkar ülke olduğunu anlamak için bu yazıyı okumanız...

Şii İran ve Çin Doğu Türkistanı Şiileştirmeye çalışıyor

Şii İran ve Çin Doğu Türkistanı Şiileştirmeye çalışıyor Şii iran ile Çin Kafirinin çıkarları aynı yere hizmet ediyor !!!

II. ABDÜLHAMİD HAN

ANKET

Web sitemizi faydalı buluyor musunuz?





Tüm Anketler

YAZI GÖNDERİN!

SİTEMİZE ZİYARETLER!

Locations of visitors to this page Aktif Ziyaretçi: 5

Toplam Tekil: 19052446
Toplam Çoğul: 23212013

SORULARINIZ İÇİN...

(c) 2010 - 2015 Kaynak göstermek şartıyla alıntılar yapılabilinir! Web sitemizin hiç bir resmi ve özel bir kurum-kuruluş ile yakından uzaktan bir bağı yoktur. Destek vermek amacıyla bazı banner ve linkler koyabiliriz, bu tamamen kendi kişisel kararamız ile bağlantılıdır. Sitemiz milli ve manevi değerlerine bağlı insanların birikimi ile hazırlanmış bir bilgi sitesidir.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi