Türkiye Metafizik Merkezi
ANASAYFA SİTEDE ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE SORU SORUN? İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SOSYAL PAYLAŞIM

TAVSİYE...

İranTehlikesi.com

İran - İsrail : Sahte Savaş Senaryoları -2

İran - İsrail : Sahte Savaş Senaryoları -2

Tarih 21 Mart 2012, 23:38 Editör

Tarihinde hiçbir Kafir bir devletle savaşmayan İran gerçeği!

GELELİM IRAK MESELESİNE _____________________

 

Ortadoğu’da her zaman şu söz söylenir: Büyük güçler 50 yıl sonrasına göre politika belirler. Yani şu anda yaşananları sadece günümüz şartlarına göre değerlendirmek büyük bir hata. Bölge kendi iradesiyle yeniden şekillenmeye çalışırken Batılı güçler de buna karşı pozisyonlarını yeniden belirliyor ve farklı senaryoları yürürlüğe koyuyor.

ABD, 2001 yılında Afganistan’a, 2003 yılında Irak’a girdiğinde aslında İran’ın önünü açma süreci de başladı.Varlığı kadar lider kadrosu da pek çok soru işareti taşıyan El Kaide’yi yok etmek bahanesiyle Afganistan’a giren ABD, aynı şekilde hiçbir zaman olmayan kimyasal silahları bulmak için Irak’ı işgal etti. ABD’nin kendi açısından her iki ülkede de tek elle tutulur tek başarısı, onları çözülmesi neredeyse imkânsız hâle gelen büyük sorunlarla yüz yüze bırakmak oldu.

Terörle mücadele için Afganistan’a giren ABD, bu ülkeden çekilmeye hazırlanırken geride her gün onlarca insanın saldırılar sonucu hayatını kaybettiği iki ülke bırakıyor: Afganistan ve Pakistan.

Geçen yılın sonunda Irak’tan çekildi ve fiilen üçe bölünmüş bir Irak var artık karşımızda.!!!

Bu sonuçlar ancak ve ancak İran’ın işine yaradı. ABD işgalleri öncesi Pakistan-Afganistan ve Irak arasında âdeta sıkışan İran, işgallerden sonra bir anda bölgenin en büyük gücü hâline geldi. ABD ve Batılı ülkeler Afganistan ve Irak’ta rejimler devrildiğinde İran’ın bundan en kazançlı ülke olarak çıkacağını bilmiyor muydu? Bazı çevreler ısrarla, “Amerikan yönetimi Irak’ın İran’ın kontrolüne gireceğini öngöremedi” tezini yaysa da bölgeyi az bilen bir insan dahi Şii kimliğinin millî kimliğin önünde geldiğini bilir. Aynı şekilde, Taliban’ın Pakistan’daki sosyal ve siyasi desteği de bir sır değildi ve Afganistan’ın işgaliyle Pakistan’ın karışıp zayıflayacağı da…

Bugün artık Basra Körfezi’nin mutlak hâkimi gibi davranan İran, Doğu Akdeniz’de söz sahibi olmanın eşiğine geldi. Irak’tan Suriye ve Lübnan’a, Bahreyn’den Yemen’e her yerde İran’ın adından söz ediliyor. Böyle bir İran, bölgeye istikrar gelmesine ya da Sünni ülkeler arasında güçlü bağlar oluşmasına izin verir mi? İsrail ve ABD, gelecekte kendileri için gerekli olan İran’ın yok edilmesini ya da belinin kırılmasını ister mi?

İran, Irak İşgali’nde ABD’den hiç bir yardımı esirgemedi. ABD de Irak’tan çekilirken Irak Hükümeti ve bürokrasisini İran’a teslim etti. Sünni Irak Devleti’ne Amerikan işgaliyle birlikte Şia gömleği giydirildi.

ABD’nin Irak’ı olmayan nükleer silahların bahanesi ile işgal ederken, İran’ı bunca nükleer faaliyetine rağmen sadece tehdit ederek puan kazandırması ve Irak’ta İran ile işbirliği yapması manidardır.

 

Irak askerleri ile ABD askerleri sohbette !!!

İran, Irak İşgali’nde ABD’den hiç bir yardımı esirgemedi. ABD de Irak’tan çekilirken Irak Hükümeti ve bürokrasisini İran’a teslim etti. Sünni Irak Devleti’ne Amerikan işgaliyle birlikte Şia gömleği giydirildi.

ABD’nin Irak’ı olmayan nükleer silahların bahanesi ile işgal ederken, İran’ı bunca nükleer faaliyetine rağmen sadece tehdit ederek puan kazandırması ve Irak’ta İran ile işbirliği yapması manidardır.

Irak İşgali ile başlayan süreç sonunda Sünnilerin ülke yönetiminde söz hakkı kalmadı. İran sadece Irak yönetimine nüfuz etmekle yetinmedi, Irak’ta kurduğu terör örgütleri aracılığıyla direniş görüntüsü adı altında Sünnileri tasfiye etti. Açıklanan raporlar, kurulan Şii terör örgütlerinin İsrail’in Filistin’de öldürdüğünden daha fazla Filistinliyi, Irak’taki Filistin mülteci kamplarında öldürdüğünü belirtmektedir. Sadece bu veri bile, Şii terör örgütlerinin kimin safında olduğunu göstermesi açısından çarpıcıdır. Şii terör örgütleri sayesinde kaosun ve zulmün hüküm sürdüğü Irak’ta demografik ve siyasi yapı hızla Sünniler aleyhine değiştirildi.
Irak, İran sayesinde işgal edildi

Neo-con kanadın şahinlerinden George W. Bush döneminde ABD Savunma Bakanlığı görevini yürüten Donald Rumsfeld, anılarının yer aldığı kitabında özellikle Irak Şiilerinin lideri Ayetullah Sistani’ye 1987 yılından bu yana milyonlarca dolar para yardımı yaptıklarını açıklıyor. Rumsfeld, Sistani’ye yaptıkları milyon dolarlık yardımların karşılığını Irak işgalinde fazlasıyla aldıklarını da belirtiyor.

işte fetva

Amerika’nın 2003 Irak İşgali öncesinde, esnasında ve sonrasında Sistani ve Şii dini merciiler ile ilişkilere dair bilgilerin yer aldığı kitapta Rumsfeld, Irak’ta Amerikan işgal güçlerine karşı savaşılmaması için Sistani’nin kendi istekleri doğrultusunda fetva yayınladığını belirtiyor. ( biz bu nüshayı  sitemizde yayınladık)

ABD’nin hiçbir direniş görmeden Irak’a girmesinin arkasında, Sistani’nin fetvasıyla Şiilerin Amerikan ordusuna destek olması yatmaktadır. Unutmamak gerekir ki, Saddam Hüseyin zamanında Şiilere de belli düzeyde yetki veriliyordu. Elinde yetki olan Şiiler yetkilerini kullanarak, yetkisi olmayan Şiiler de işgale direnmeyerek Amerikan ordusuna destek verdi.

İşgal sonrası 13 Temmuz 2003′te Irak’ta oluşturulan Geçici Yönetim Konseyi’nin yapısı incelendiğinde de ABD’nin Şiilere olan yakınlığı daha iyi anlaşılır. Irak’ın etnik/dinsel farklılıkları dikkate alınarak oluşturulması beklenen 25 üyesi bulunan Geçici Yönetim Konseyi’nin 13 üyesinin Şii, sadece 5′inin Sünni olması, Irak’ta Şiilere tanınan imtiyazları gözler önüne sermektedir. Yine 9 üyesi bulunan Başkanlık Konseyi de 5 Şii’ye karşılık sadece 2 Sünni üyeden oluşmaktadır.

Yıllardır Bağdat rejimi ile mücadele halinde olan Şii gruplar, Saddam’ın devrilmesinden sonra merkezi hükümet üzerinde bir kontrol kurma mücadelesine girmelerine karşın, yüzyıllardır Irak’ın egemen elitini oluşturan Sünnilerin sistemin dışına itildiği görülür.

Kukla Irak Hükümeti Başbakanı Şii Nuri el Maliki, Suriye sokaklarından gelmiş koyu bir Şia militanıdır. İran – Irak Savaşı’nda İran cephesinde yer alarak kendi ülkesinin askerlerine kurşun sıkmıştır. Savaş sırasında Irak’a karşı milis gurubun önderliği yürütmüştür. Bu süreçte 500-1000 arası bir milis gücü vardı. İran tarafından her türlü lojistik ve mali desteği almıştır. Savaşın ardından İran’da kurulan bir mülteci kampına sığınmış, 8 yıl İran’da kalmıştır.

Irak’ta yayın yapan medya kuruluşlarının sahipleri Bağdat’ta yaşayan İranlılardır. Şii bile olsa asla Iraklıların bu tür stratejik kuruluşlara sahip olmasına izin verilmemektedir. Dünyadaki birçok olaydan haberdar olan Türkiye, Şii medya hegemonyası sebebiyle Irak’ta yaşanan Şia zulmünden malesef habersizdir.

 

SÜNNİLERİN ÖLDÜRÜLMESİ HAKKINDA Şİİ ALİMLERİN AKLA ZİYAN VİDEOSU

Bu haber 6826 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit



İran ve Şiilik

İran'da Şii Mezhep Faşizmi !

İran'da Şii Mezhep Faşizmi ! Hak mezheplerden olmayan Şii İran'ın nasıl bir faşist ve zülumkar ülke olduğunu anlamak için bu yazıyı okumanız...

Şii İran ve Çin Doğu Türkistanı Şiileştirmeye çalışıyor

Şii İran ve Çin Doğu Türkistanı Şiileştirmeye çalışıyor Şii iran ile Çin Kafirinin çıkarları aynı yere hizmet ediyor !!!

II. ABDÜLHAMİD HAN

ANKET

Web sitemizi faydalı buluyor musunuz?





Tüm Anketler

YAZI GÖNDERİN!

SİTEMİZE ZİYARETLER!

Locations of visitors to this page Aktif Ziyaretçi: 1

Toplam Tekil: 19426378
Toplam Çoğul: 23724998

SORULARINIZ İÇİN...

(c) 2010 - 2015 Kaynak göstermek şartıyla alıntılar yapılabilinir! Web sitemizin hiç bir resmi ve özel bir kurum-kuruluş ile yakından uzaktan bir bağı yoktur. Destek vermek amacıyla bazı banner ve linkler koyabiliriz, bu tamamen kendi kişisel kararamız ile bağlantılıdır. Sitemiz milli ve manevi değerlerine bağlı insanların birikimi ile hazırlanmış bir bilgi sitesidir.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi